INSTAGRAM

Adam gibi adamlar 😎 #kardesler #australian #brothersHer daim beraber olmayi kafaya koyduk bi kere 😎😎 #myangel #istanbul #galatakulesi #bucketlist #conquerConquer #istanbul - #kizkulesi with #myangel #bucketlistTakim gibi takim be #muhendislik #next#eskisehir #tbtYildonumunu de kutladik.. ☺ #365gun #mutluyuz (Bucket listden bir madde de gitti kaldi #99 )Emegin karsiligini aldik 😎 #onurbelgesi #muhendislik 👨🏼‍💻Two gorgeous bro 👊🏼 That day was incredible day for me @leejunhui20 @asezginba ✌🏼️ilk'lerimiz arasina bir yenisi daha eklendi 🤗 #fatmaerdidügün #myangel

Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra,
kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

-Mustafa Kemal Atatürk

SPOTİFY LİSTE '17

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

İlk Kayak Deneyimim ve Uludağ Tatili

İlk Kayak Deneyimim ve Uludağ Tatili

Kış mevsimi geldi diye her gün elimizde çay, kahve dışarıdan kar yağmasını izlemektense yenilik arayanlar için yeni yazımız geldi :) Konumuz, kış mevsiminde yapılabilecek aktiviteler yani 'ULUDAĞ - KAR VE KAYAK ' üçlüsü.


1- ULUDAĞ

Marmara bölgesindeyseniz özellikle mutlaka en azından bir kez gitmeniz gereken bir turizm bölgesi. Kışın bir çok festivalin, sanatçıların, gezi gruplarının bulunduğu efsane bir kopkop mekanına dönüşüyor ve soğuk nedir anlamıyorsunuz :) Hem fiyatlar açısından da uygun bence tabi diğer yerleri de görmedim. He bu arada Uludağ da iki tane gelişim bölgesi var. Etkinlikler genelde 1.Oteller bölgesinde oluyor. Hatta şu ara tam kışın göbeğinde WHITEFEST vardı ve müthiş geçtiğini gördüm instagramdan felan. Festivali incelemenizi öneririm.


Sizlere verebileceğim bir tavsiye: gittiğinizde dışarıdan bakmak yerine ve ya üşüyorum abi şurada bir kafede oturayım manzaranın tadını çıkarayım demek yerine, 'KAYAK' veya 'TELEFERİK GEZİSİ' yapın. Bunları yapmadan dönmemenizi şiddetle öneririm.


2-KAYAK

İlk Kayak heyecanımı anlatmak istiyorum. Hep Uludağa çıkıp kayak yapmak istemişimdir. Kısmet bugüneymiş. Ben ve kız arkadaşım yıl dönümümüzü kutlamak için böyle bir eğlenceye katılalım dedik. Zaten haberlerde, internette görüp epey imreniyordum derken hemen ilk fırsatta çıktık.


Kaymadan önce heyecanım vardı tatbikîde. Kolunu bacağını kıran var ya nasıl heyecanlanmıyım. Fakat korkum yoktu nedense. Sizde korkmayın abicim yürümeyi düşmeden mi öğrendiniz düşe kalka ve yardım ala ala öğreneceksiniz ve inanın düşmek hiç bu kadar zevkli gelmeyecek :D Hatta çıkıp tekrar tekrar kayıp düşmek isteyeceksiniz. Şahsen benim de öyle oldu. Her kaymaya başladıktan 100mt sonra kendimi yerde buluyordum, tepe taklak gidiyordum yani. Dedim bu böyle olmayacak, bi etrafa bakayım proflar nasıl kayıyorlar ve bu insanlar ne yapıyor diye bir bakış atmak lazım dedim. Hafiften hafiften kaymaya başladım. Önemli olan bacaklarınızı sert tutup iyice açıp, A şeklini yaparak yavaş yavaş inebiliyorsunuz H harfini yaparsanız çok hızlı gidiyor durmakta zorlaşıyormuş. Tamamen durmak için ise yamaca paralel dönmek. Gerisi size kalmış. He bi de sakın geriye doğru eğilmeyin hemen düşersiniz.


Biraz fiyatlardan bahsetmek istiyorum. Birincisi, malzemeler açısından öncelikle pantolon almanızı şiddetle tavsiye ederim. Üstüne gerek olmayabilir. İkincisi kayak malzemelerini kiralamak oluyor. Bunları aramanıza gerek yok zaten orada pek çok alternatifiniz oluyor. Fiyatları tüm günlük kiralama şeklinde. Yani saatlik değil. Tüm gün için biz Kayak malzemeleri + pantolona kişi başı 50 TL verdik. Sanırım montu falan her şey dahil 80-90 TL gibi bir fiyattı. Hepsini tam takır(Pantolon, mont, gözlük, kayak takımları) giyip çıkıyorsunuz ve biz şimdi ne yapacağız bakışı atıyorsunuz :D


Şimdi önünüzde 2 seçenek var: ya 4 saatliği 60 TL den başlayan kayak yapanlara özel teleferikler ile yukarıya çıkıp kayacaksınız, ya da yok ben çok durmayacağım zaten diyenler için manuel olarak kayak takımlarını elde taşıyarak istediğiniz yere kadar çıkıp kayacaksınız. Biz ikincisini seçtik ama kayak takımlarının o kadar ağır olacağını açıkçası göz ardı etmeseydik daha güzel olabilirmiş :) Kayak böyle bir şey işte. Denemenizde fayda var gitmişken en çok zevk alacağınız şey bu olsa gerek :) Kayak yapmak istemeyenler için en sağda kapalı ve en solda açık olmak üzere iki tane teleferik var zirveye böyle çıkıp da inebilirsiniz.


3-KAR

Uludağ da geri kalan her yer tamamen kar oluyor doğal olarak. İnanın kar kalınlığı 1.50-2 metre civarında  ve çardaklar görünmüyor o derece. 


Kardan üşür ve bıkarsanız bir cafeye oturmanız gerekecek. Fakat bu durum hiç de öğrenciye hitap etmiyor onu da söyleyeyim. Çay 6 TL den başlıyor, yemekler deseniz hiç normal değil ama böyle olacağı tahmin edilebilir sonuçta turistik mekan. Biz turla gittiğimiz için yemek içindeydi o yüzden bu konuda çok bilgi veremeyeceğim ama yanınızda kesinlikle abur cubur çikolata su gibi gerekli şeyler bulunsun içinizi ısıtır :)


Uludağ ile ilgili anılarım ve söyleyeceklerim bunlar umarım gideceklere yardımcı olur :)

Rüyalar Ülkesi: Avustralya - Seyahat, Gezi ve Tavsiye Notları

Rüyalar Ülkesi: Avustralya - Seyahat, Gezi ve Tavsiye Notları

Selam yurttaşlar. Sonunda seyahat ile alakalı en önemli kısmı eklemeye karar verdim. Dönüşüm çok oldu ama koşuşturmadan felan vakit bulamadım açıkçası. Okulun ağır dersleri ile başa çıkmak da eklenince yarım yarım yazarak ilerleyebiliyorum. Hatta iki tane projeyi kenara koydum. Neyse, nerde kalmıştık… Heh, gezilecek yerler, yaşantıya dair notlar, yeme-içme, ulaşım vs vs :)



GELİŞ-GİDİŞ VE UÇAK


Vize işlerini hallettikten sonra diğer en önemli kısım uçak biletlerini almak oluyor. Fiyatlar gerçekten aşırı pahalı. Pahalıdan kastım 3500-4000 TL arasında ki bir fiyat aralığı yani. Sırf bu yüzünden gitmekten vazgeçenler olabilir. Neyse, Türkiye’ye epey uzak olduğu için hiçbir hava yolunun direk uçuşu yok maalesef. Aktarmalı oluyor uçuşlar. İstanbuldan Sydney’e havayolunu değiştirmeden giden çok az havayolu var. Başlıca iyi olanlarını söyliyim: Etihad Airways, Singapore Airlines, Qatar Airways, Emirates Airlines. Bunlar haricindekilere bakmayın bile. Çok kötüler. Ben Etihad Airways’i tercih ettim. Çünkü hem hizmeti iyimiş teyzemden öğrendiğim kadarıyla hem de İstanbul’dan verdiğim bir bavulu Sydney’de alıyorum. Fiyat olarak da 3300 TL gibi bir para ödedim. Biletleri Etihad’ın kendi sitesinden aldım.




Yukarıda bahsettiğim havayolları en az iki aktarma ile götürüyor. Etihad için konuşacak olursak, önce İstanbul’dan Abu-Dhabi’ye götürüyor. Bu uçuş yaklaşık 4,5-5 saat arasında sürüyor. Burada 1 ile 4 saat arasında bekleme yapıyorsunuz. Daha sonraki uçuş ise 17-18 saat sürüyor. Direk Sydney’e inmiş oluyorsunuz. Yani toplam uçuşunuz en az bi 22 saat sürüyor :D Bu arada uçakta verilen yemekler de kötü değil hani idare eder seviyesindeydi.


İKİNCİ UÇAKTAKİ VERİLEN YEMEK :)



Burada size tavsiyem uzun beklemeli bir uçuş seçmeyin daha fazla yorulursunuz. Bir de Abu-Dhabi havaalanından sakın dışarıya çıkmaya çalışmayın. Vizeniz olmadığı için çıkartmazlar.



YEME - İÇME


Öncelikle, burdan giderken mutlaka Türkiye’ye ait birkaç malzeme(Mantı, mercimek, tarhana, salça gibi) götürün. Kalacağınız yerde arada sırada yapıp özlem giderirsiniz. Etkili oluyor bu. Neden böyle diyorum, çünkü orada yaşayan insanlar genelde hep dışarıdaki Fast-Food yerlerinden yemek yiyorlar. O yüzden dışarıda fazlasıyla mevcut. Aklınıza gelen her türlüsü var ama popülasyon olarak Avustralya’da Asyalı daha çok olduğu için Asyalıların yemek yerleri daha çok. Çok kolay vize alabildikleri ve yakın oldukları için resmen akın ediyorlar. Neyse mecburen dışarıdan yiyecekseniz Mc Donalds vardır ama ben pek beğenmedim. Köfteleri değişikti yani. Türkiye’de ki hamburgerler gibi değil. Sos olarak ülke olarak ketchap kullanılmıyor onun yerine domates sosu kullanılıyor bir de mayonez kullanılıyor. Onun yerine, benim favori mekanım: Oporto’dur. KFC gibi tavuk yapıyor ama KFC’den bin kat daha lezzetli. Wrap menüsü var bide yanına single hamburger yediğiniz zaman tıka basa doyarsınız. Söylediklerimin fiyatı sanırım 16$’dı. En ucuz ve en doyurucu yerdir. Bunların haricinde başka mekanlarda var.




Aslında Türk’seniz ve Avustralya’ya gidiyorsanız mutlaka bir Kebapçı bulursunuz. İçeriye girip Selamın Aleyküm dediğiniz zaman Aleyküm Selam derler. Hiç şaşmaz :D Hem sahibi Türk’tür hem de çalışanlar Türk’tür. Bazılarında yabancılarda çalışıyor tabi. Fiyatları normaldir çok pahalı değildir. İçi full dolu bir dürüm 7-8$ dır. Snack Pack diye servis şekli var. Altında patates üstüne döner, onun üstüne sos oluyor. Fiyatı 8$ ile 14$ arasında değişiyor. Onu yediğiniz zaman 1 gün bir şey yemezsiniz. O kadar iyidir yani. Şahsen kebapçıda çalıştığım için öğlen yediğim zaman ertesi gün sabahına kadar bir şey yemediğim oluyordu.


ÇALIŞTIĞIM YERDE HAZIRLANMIŞ BİR SNACK PACK (MEGA) :)



Diğer yandan kahve kültürleri üst düzeyde diyebilirim. Sabahları kahve içmeden asla işe gitmezler. Gittler diyelim daha oturmadan kahvelerini içerler. Öyle manyak bunlar. Kafayı kahve ile bozmuşlar la abartmıyorum. Adım başı kahve dükkanı var zaten ve küçük rakamlara efsane kaliteli kahveler içebiliyorsunuz. En ünlü mekanları: Gloria Jean's Coffee. Buraya müptela olursunuz bunun yanında elbette Starbucks olmazsa olmazlardan. Küçük mekanları da deneyin. Hiç içmediğiniz kadar güzel kahveler çıkıyor.





ULAŞIM - TOPLU TAŞIMA


Türkiye’de ki gibi bir ulaşım sistemi beklemeyin. Acayip iyi bir sistemleri var. Hem toplu taşıma açısından hem de trafik açısından on numara. Zaten neredeyse herkesin altında son model bir araba var. 300mt uzaklıktaki markete bile arabayla gidenler var. Manyaklar la bildiğiniz. En önemli kısım, alt banliyolarda sokakta yürüyen insan göremezsiniz. Daha çok Sydney’e yakın banliyolarda tek tük görürsünüz.


Toplu taşımaya gelecek olursak, bir hafta toplu taşımayı denediğiniz zaman farkı anlayacaksınız. Banliyolar arası trenler var ve en çok tercih edilen toplu taşıma aracı bu. İki katlı oluyor ve işe gidiş ve çıkış saatleri dışında ayakta insan bulamazsınız. Resimlere bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız :)


TREN VE TRENİN İÇİ:





Otobüsleri ise genelde çok yaşlı insanlar ve öğrenciler kullanıyor. Bu yüzden boş boş gezerler. Bu ulaşımları kullanmak için ise Opal Kart diye bir kartları var ama kullanması aşırı pahalı. Adult tipinde bir kart almanız gerekiyor. Genellikle tren istasyonlarına yakın yerlerde satılıyor. Bundan sonra yükleme yapıyorsunuz. Ayrıca şunu da söyliyim. Bu karta online olarak yükleme sakın yapmayın. İşlem çok uzun sürüyor. Birkaç arkadaş denedi ve 1 ay sonra yüklendi bakiyesi. Ulaşım aşırı pahalı demiştim bu da şurdan geliyor; 1 saatlik yere git gel yapmak, toplamda 20$ tutuyor.



KONAKLAMA


Konaklama kısmı en sorunlu bölümdür. Herşey dahil olarak konaklayabileceğiniz apart tarzı yerler var. Sydney’e yaklaştıkça oda fiyatları epey artıyor. Fiyatlar haftalık 250$ dan başlıyor 500$’a kadar çıkıyor ve bu fiyat sadece tek bir oda için. Bir tane yatak bulunuyor. Ortak duş, ortak tuvalet oluyor yani biraz sıkıntılı. Bazıları evlerinin bir odasını bile kiraya verebiliyorlar. İyice araştırıp bulmak gerekiyor. Avustralya’da kullanılan bir uygulama var. Bizim sahibinden.com gibi. GUMTREE AU . Bu uygulamayı telefonunuza indirin. Oradan kolayca araştırıp, kalacak yer ayarlayabilirsiniz. Hatta alışveriş de yapabilirsiniz. Teknolojik aletlerin ikinci elleri çok ucuza oluyor orada.



TAVSİYELERİM


- Sydney’de görülmesi gereken yerlerin başında zaten Opera House geliyor. İçerisinde çeşitli etkinlikler oluyor. Opera, tiyatro, dans gösterileri. Fakat en ucuz bilet 180$ idi. Açıkçası ben bunu duyunca dışarısında gezmeyi tercih ettim. Etrafında restoranlar, cafeler bulunuyor. Fiyatları o kadar pahalı değil aslında ama yine de normalin az üstünde. Ayrıca Opera House’un hemen önünde de botanik bahçesi var. Buranın pek bir özelliği yok aslında ama güzel fotoğraf çektiriliyor ordan. Kadraj’da hem Opera House oluyor hem de Harbour Bridge oluyor.


-Sehirin içinden Opera House’a doğru giderken The Rock’s diye bölge var. Orada mükemmel Pancakes yapan yer var. Bende bilmiyordum burayı. Etrafı dolaşırken arkadaşlarla gidelim dedik. Gerçekten efsane lezzetli Pancakes’ler. Web sitesi bu: http://www.pancakesontherocks.com.au/. Birkaç şubesi var ama On The Rocks, Sydney olan şubesine gidebilirsiniz.


PANCAKES VE RESTORANIN İÇİ





- Darling Harbour Sydney’in en ünlü yerlerin başında geliyo. Koy gibi bir yer ve denizin kenarlarında restoranlar var ve hepsi kaliteli hizmet veriyor. Yemekleri müthiş lezzetli. Tek dikkat etmeniz gereken şey yemeklerin yarısından çoğunda domuz eti var. Sipariş vereceğiniz yemeğin önce açıklamasına bakıp sonra sipariş vermek gerilmesi gerekiyor. Ben genelde tavuk olan menülere baktım hep. Onlardan sipariş verdim. Gayet lezzetliydi ve tabaklar da efsane hazırlanıyor. Çok özen gösterilmişti yani.






- Eğer Avustralya’ya gitmişseniz mutlaka ve mutlaka Gold Coast’a gidin. Efsane güzellikte bir yer ve gidilebilecek onlarca sahilleri var. Tabi gitmek için Sydney’den Brisbane’e geçmeniz gerekiyor. Oradan da araç kiralayıp Gold Coast’a gitmeniz lazım. Buraya giderken yol üzerinde güzel sahil yerleşim yerleri var. Oralarıda gezmeyi unutmayın. Bunun haricinde bir de Cairns  ile Darwin eyaletleri var. Önce Gold Coast yaptık sonra ben ordan geri Sydney'e geri döndüm. Arkadaşlar Cairns'e geçtiler. Keşke direk Cairns’e gitseydik sonra Gold Coast’a geçerdik dediler. Cairns de Gold Coast’dan aşağı kalır yanı yokmuş hatta daha güzelmiş. Giden arkadaşlarım öyle söylediler. Keşke gitseydim diyorum açıkçası. :)


GOLD COAST (SURFER PARADISE)



CAİRNS





Rüyalar Ülkesi: Avustralya - Okul ve Vize İşlemleri

Rüyalar Ülkesi: Avustralya - Okul ve Vize İşlemleri

Geçtiğimiz yaz 3 aylığına ingilizce dil kursu için Avustralya’ya Sydney şehrine gitme şansım oldu. Bütün herşeyiyle hazırlanması, gitmesi, gelmesi vs 1 seneyi buldu. Hani hangi aşamalardan geçtiğimi de bu konuda yazmaya çalışacağım ki zorluklara göre sizde önleminizi alın. Bu konuda açıklayıcı olması için hem daha sonra gitmek isteyenler için ön bilgi olur diye Avustralya ve genel yaşam hakkında bir kaç tane makale hazırlamayı düşünüyorum.


OKUL SEÇİMİ


Dil okuluna United Towers şirketi aracılığı ile kayıt oldum. En avantajlısı ve en iyisi ILSC(Sydney) olarak söylendiği için oraya karar verdim ki iyiki de oraya gitmişim. Bir çok milletten insan kendi dillerini değilde sadece İngilizce konuşmaya çalışıyor. Bu konu İngilizce öğrenmek açısından çok önemli. Zaman zaman konuşulsa da başkalarıyla anlaşmak için de mecburen İngilizce konuşma zorunluluğunda kalıyorsun. Neyse, kayıt yaptırdığım zaman okulun belli bir indirimi vardı, aklıma yattı açıkçası ve lokasyon olarak da iyi yerdeydi, oraya kayıt yaptırmaya karar verdim. Okul ücretim toplam 10 haftalık için 3200 AU$ tuttu.


VİZE BAŞVURUSU


Vize aşamasına gelirsek; ben öğrenci vizesi için başvuru yapmadım. Normal turist vizesi olarak başvuru yaptım fakat öğrencilik belgelerimi de verdim. Bi zararı oldu mu derseniz olmadı valla. İşte kendime ait evrakları toplama koşuşturması başlamış oldu. Kamu kuruluşları verecekleri belgeleri Türkçe temin ettiler. Fakat anlaştığım şirket bütün belgelerin İngilizce olması gerektiğini söyledi. Bu konunun ne kadar doğru ne kadar yanlış orasını hala bilmiyorum. Başka gidenler ise ben bazılarını Türkçe olarak gönderdim hiç bir sıkıntı çıkmadı. Bir kaç gün içerisinde de vizem onaylandı dediler. Valla bu konuda onların yalancısıyım. Bu arada Avustralya Konsolosluğu bizzat başvuru olayını kaldırmış yani Ankara'da ki Konsolosluğa gitme durumu yok. Bazı internet sitesinde hala gidilmesi gerektiği yazılıyor. Dikkat edin. Onun yerine başvuruları Online olarak başvuru yapılıyor. Bende öyle yaptım zaten. Bütün belgeleri yükledik. Vize ücretini de kredi kartımdan çektik. 135 AU$'dı en son. Güncel vize türlerinin ücretlerine buradan ulaşabilirsiniz.


Benim sonuç, 2 gün sonra maile Onaylandı maili geldi. Vize olayı da bu kadar sırada uçak bileti ve oradaki konuları diğer makaleden okuyabilirsiniz.. Eğer yardımcı olunacak bir konu olursa çekinmeden söyleyin baya profesyoneli, piiri oldum valla. Yardımcı olurum :)

Kış Tatili - Armutlu Tatil Köyü

Kış Tatili - Armutlu Tatil Köyü
Yazmayalı uzun zaman olmuş ya. Boş bir zaman yaratıp da bilgisayarın başına geçip yazımı yazayım diyemedim. Hem dershane hem de işin arasına bide kış tatilini sokuverdim :) genelde kış tatili yapan bir insan değilim hatta şimdiye kadar kışın tatile çıktığımı bu yaşıma kadar görmedim bile daha da abartacak olursam genel olarak tatil için belli bir yerlere gittiğimi çok fazla söyleyemem :) En fazla iki sene önce Anadolu üniversitesinin vermiş olduğu karşılıksız burs sayesinde yazın Antalya’ya gitmiştim ondan sonra bir daha yüzünü görmedim diyebilirim :)

Bir yakınımızın armutlu tatil köyünde devre mülk’ü var. Gitme zamanları geldiği için onlar daha önceden gitmişlerdi. sonra bizi de çağırınca bi yolunu bulup izinleri işleri ayarlayıp gittik.

Tatil köyünden bahsetmek gerekirse harika bir yere kurulmuş ve çok güzel bir şekilde oluşturulmuş Hem peyzaj çalışması olsun hem düzensel olsun harika konumlandırılmış.

Biz önce Bilecik den Bursa’ya gittik. Oradan direk armutlu tatil köyüne giden minibüsler vardı onlara bindik ve tatil köyüne öğleden sonra ulaştık yani ulaşımı hiç sıkıntılı değil. İsterseniz Yalova’dan Gemlik’ten otobüs ile ulaşımı sağlanıyor, İstanbul’dan da Kadıköy’den direk tatil köyüne giden İDO seferi mevcut. Hangisi size uyuyorsa o yolu kullanabilirsiniz.

Yerleşkesi harika, bahçe düzenlemesi ve sahil alanı harikulade. Ha sahildeki kumsal alanı biraz daha iyi olmaz mıydı? olurdu tabikî de ama şu anki durumu bile şikâyet edilecek düzeyde değil :) Tatil köyünün başka bir kusuru var mı diye düşündüğümde yok yani bulamıyorum :) ha şu var kış tatili için bu yeri seçerseniz kaplıca merkezi olduğu için genelde gelenlerin yaş ortalaması +60  oluyor. bir de yanlarında getirdikleri küçük çocuklar var başka öyle genç kesim neredeyse yok denecek kadar az :) bunun dışında aklıma takılan bir yeri yok :) sahilde yürürken denizin uçsuz bucaksız oluşunu rahatlıkla izleyebilirsiniz tak kulaklığını aç müziğini ohh keyif yani :D ayrıca denizin temiz olması da görselliği artırıyor :) bildiğiniz denizin dibini rahatlıkla görebiliyorsunuz :D Aşağıda küçük bir kadrajı var belki aklınızda ufakda olsa bir fikir oluşur :)



Yerleşkesinin içinde ne ararsanız var yani kapalı yüzme havuzu, hamamları, eğlence merkezleri, alışveriş merkezi, go kart alanı, halı saha yeri, yazın kullanılabilecek plajları ve açık yüzme havuzları,  alışveriş merkezinde ücretsiz bir şekilde yararlanabileceğiniz kablosuz internet, bisiklet kiralayıp sahil boyunca gezinilebilir veya ATV kiralanıp gezi turu yapabilme olanağınız var. Benim görmediğim daha neler var bilmiyorum :) En önemli yeri bence evlerde ki televizyonlarda digiturk’un olması :D Televizyon açık olduğu zaman kesin Lig TV açık oluyor :) Bunların dışında sahildeki yürüme alanında hem çardaklar mevcut hem de banklar var. Yorulan veya gezmek istemeyenler oralarda duraklama yapabilme şansları var :)

Bütün bunlar var iken boş zamanınız olacağını düşünmüyorum :). Ben hakkımı kapalı havuza gitmekden yana kullandım. Kapalı havuzu bulmuşken gitmemek olmaz yani dedim hele ki yüzmeyi bu kadar severken :) neyse ben normal bir havuz bekliyordum, en fazla 1-2 kaydırağı olur büyüklüğü de standart bir havuz büyüklüğünde olur diyordum ama tamamen farklı çıktı (iyi anlamda). Bütün yerler yerden ısıtmalı, havuz suyu sıcaklığı insan vücut sıcaklığının çok üstünde hiç üşüme veya hasta olma şansınız yok. Bir tane 400-500m uzunluğunda su kaydırağı var, iki tane de onlara nazaran ufak kaydıraklar var. Ha havuz suyunun da deniz suyu olduğunu söylemeden geçemiyecem. Yani suyu tuzlu :D alttaki kapalı havuzdan bahsediyorum :)



Gittiğine değdi mi diye soracak olursanız sonuna kadar değdi diyebilirim. Hem eğlendim hem kafa dinledim hem de dinledim :) böyle bir yere gitme gibi bir imkanınız var ise kesinlikle kaçırmayın derim :) Kesinlikle tavsiye ediyorum...