INSTAGRAM

Adam gibi adamlar 😎 #kardesler #australian #brothersHer daim beraber olmayi kafaya koyduk bi kere 😎😎 #myangel #istanbul #galatakulesi #bucketlist #conquerConquer #istanbul - #kizkulesi with #myangel #bucketlistTakim gibi takim be #muhendislik #next#eskisehir #tbtYildonumunu de kutladik.. ☺ #365gun #mutluyuz (Bucket listden bir madde de gitti kaldi #99 )Emegin karsiligini aldik 😎 #onurbelgesi #muhendislik 👨🏼‍💻Two gorgeous bro 👊🏼 That day was incredible day for me @leejunhui20 @asezginba ✌🏼️ilk'lerimiz arasina bir yenisi daha eklendi 🤗 #fatmaerdidügün #myangel

Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra,
kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

-Mustafa Kemal Atatürk

SPOTİFY LİSTE '16

YOUTUBE

Bumerang - Yazarkafe

Olaylar Olaylar

Olaylar Olaylar
Son zamanlarda şu üniversitenin açılmasından dolayı acayip yoğunum. Bir taraftan Eskişehir’de yeni eve çıktım, onun eşya, elektrik, doğalgaz abonelik işleri diğer yandan da yurt dışı işimi halletmeye çalışıyordum.

Gelecek yaz için İngilizce'mi daha da geliştirmek için yurt dışı olaylarına bakayım dedim. Acaba ne yapabilirim diye çok düşündüm. Ufak bir araştırma yaptım ve karşıma iki seçenek çıktı. Work and Travel ve dil okuluna gitmek. Hem maddi açıdan hem de şu anki İngilizce seviyem açısından Work and Travel hayalimi şimdilik ertelemek zorunda kaldım ve Avustralya-Sydney’de 2,5 aylığına bir dil okuluna kayıt oldum. Bunun daha pasaport ve vize işlemleri var ki Avustralya diğer ülkelere göre en zor vize veren ülke konumunda. Umarım bir aksilik çıkmaz ve 20 Haziran 2016’da Sydney’de olurum :)

Geçen hafta sonu hazır kayıt olmaya o kadar İstanbul'a gitmişken gezmeden olmaz diyerekten Avrupa yakasından başladım en son Pendik'te geziyorken buldum kendimi. Harika bir gezi oldu valla. Şunuda söylemeden edemeyeceğim, insan tek başına gezince daha fazla özgür oluyormuş. Bir gezi programı yapacaksanız eğer imkanınız varsa mutlaka tek başınıza çıkın. Gezi sırasında rotasız bir biçimde, canımın istediği gibi her yere girdim, çıktım, oturdum, kalktım :) bunun yanında da İstanbul'daki aklınıza gelebilecek her türlü toplu taşıma aracını da kullandım. Metro, Marmaray, Fünikü –böyle bir aracın olduğunu da bindiğim zaman öğrendim-, Tramvay, Vapur, İETT otobüsleri, Dolmuş… Eksik bir şey kaldı mı :D Aaa Metrobüse binmemişim, onu kaçırmışım :D O Vapurun o sesini ve yanında vapura eşlik eden o martıları gerçekten özlemişim. Aşağıdaki resimler ne demek istediğimi anlatıyordur :)

istanbul manzara

gülhane parkı

gülhane parkı-aşık veysel

Gelelim Eskişehir konusuna. Bütün sorunlarda hep üst üste gelir. Tuttuğum ev konusunda, bizden önceki kiracılar sağ olsun hem ikametgahını sildirmemiş hem de elektrikte borç bırakmışlar. Hal böyle olunca da ben ne elektriği açtırabildim ne de doğalgazı. O kadar koşturmama mı yanayım yoksa okullar açıldıktan sonra birkaç gün elektriksiz ve doğalgazsız kalacağıma mı? Bir insan bu kadar sorumsuz olunur mu? Allah'tan kayıt yenilememi hallettim.

Fotoğraf: Kendi Çekimim / Vapurdan

Bir Yazın Daha Sonuna Geldik

Bir Yazın Daha Sonuna Geldik
Güzelim yazı yaşayamadan gitti gidiyor. Oysaki ne hayallerle başlamıştı yaz mevsimi. Belki bir sahil kentine giderim, tatil yaparım, ne bileyim belki bisiklet serüveni yaparım demiştim ama sonuç: ne denize gittim, ne bir havuza girdim, ne bir plaj gördüm, ne de bir sahil şehrine gittim. Tek gördüğüm şey musluktan akan güzelim şebeke suyu. Bide iş yerindeki sebil, öyle demeyin fena soğutuyor :)

Okul bittikten sonra bir yerlere giderim, tatil yaparım gelince de bir işe girer çalışırım diye düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Hayaller – hayatlar hesabı :) Hiçbir yere gidemeden direk işe başladım ve okulların açılmasına yakın bir tarihte de işten ayrılacağım. Yani, 29 Haziranda işe başladım – 10 Eylülde de işten çıkacağım. 14 Eylülde Eskişehir’e gidip, kayıt yenileme işlemlerimi halledeceğim ve 28 Eylülde de dersler başlayacak. Böylelikle de yaz mevsimini de bitirmiş olacağız. Koskoca geçirdiğim 90-100 günü çok güzel özetledim valla :)

Bu monoton yaşantımdan dolayı hayatımda hiçbir aksiyon olmadığı içinde buraya yazacak pek bir şey bulamadım. Klasik evden işe, işten eve. Arada sırada dışarıda arkadaşlarla takılmacalar işte onun dışında bi ekşın olmadı. Fakat önümüzdeki yaz için çok büyük planlarım var. Planımın detaylarını da diğer yazımda anlatırım artık :)

Hayalimi Yaşıyorum

Hayalimi Yaşıyorum

Selam herkese. Keyifler gıcır mı? Benim fazlasıyla gıcır. Bu fazlalığı kendimle alakalı ufak bir yazı yazarak normalleştireyim dedim.


İlkokulda öğretmenleriniz kesin size de klasik “ne olmayı istiyorsun?” , “gelecekte ne yapmayı düşünüyorsun?” gibi sorular sormuşlardır. Her çocuk bu duruma maruz kalmıştır. Bir gün çok iyi hatırlıyorum, 8. sınıfın son döneminde öğretmenim sınıftaki herkese, gelecekte ne olmak istediklerini sordu. Cevap sırası bana gelince, ayağa kalkıp, “bilgisayarcı olmak istiyorum” demiştim. Ne kadar idealist bir cevap :) Aslında o zamanlarda bilgisayar daha yeni yeni yaygınlaşıyordu. Ben her küçük çocuğun yaptığı gibi okuldan kaçıp internet kafede kantır oynuyordum :D Klasik şey...Bilgisayarla tek bağlantım oyunlardı yani onun dışında bir şey yapmıyordum ama o soru sorulduğunda öğretmen, polis veya memur olmayı söyleyebilirdim ama nedense başka bir meslek düşünmüyordum. O zamandan beri hayalimde hep Bilgisayar Mühendisliği vardı.


Sonunda uzun uğraşlar verip, büyük fedakârlıklar yapıp hep hayalini kurduğum bölümü kazandım. Aslında bu, diğer hedeflerime erişmem için çok önemli bir basamaktı benim için. Kendimi daha fazla nasıl geliştirebilirim diye bakıyorum artık. Mezun olmadan önce bir robotik projeye katılmak istiyorum ve daha sonrasında da kendi robotumu yapmak istiyorum. Bunlar hep sürekli üstüne koyduğum hedeflerim.


Yani diyeceğim şu, hayallerimden, hedeflerimden hiçbir zaman vazgeçmedim. İlkokul yıllarımda ne hedeflediysem sürekli üstüne gittim. Sürekli hedeflerime yeni hedefler koymaya çalıştım. Belki biraz geç olmuş olabilir ama bu zaman kaybını en iyi şekilde telafi etmeye çalıştım ve hala çalışıyorum.


Umarım anlatabilmişimdir :)


Fotoğraf: Mats Anda

Pera’da Bir Akşam Vakti

Pera’da Bir Akşam Vakti
Tiyatroların her zaman için yeri ayrıdır bendeve sahnede bir oyun koymaya çalışan her oyuncuya da saygıyı da gösteririm. O kadar emeğe, o kadar çalışmaya rağmen en kötü performansı gösteren oyuncuyu bile alkışlamak gerekiyor. Sonuçta izlediğin şey tamamen gözünün önünde olan bir oyun ne kurgusu var ne montajı var ne de text değişikliği var. Tiyatroların her zaman ayrı bir tadı oluyor. Onun zevki gerçekten çok ayrı birşey. Bazı hanzolarda ilk defa tiyatroya gelmiş gibi mısır, kola alıp giriyor. Öküz tiyatroya geliyon insan bi nasıl davranılacağını öğrenipte gelir.Camış..

Üniversitede vakit buldukça gitmeye çalışıyorum ama kaçırdığım çok fazla oyun oluyor. Üniversitede her ay mutlaka tiyatro gösterisi oluyor ve ücretide çok cüzi rakamlarda ama gelde git. Ya çok ters zamanlara denk geliyor ya da arkadaşlara söz vermiş oluyorum, istemeden de olsa kaçırmış oluyorum.

Geçen diğer üniversitelerin tiyatro topluluklarının katıldığı bir tiyatro festivali vardı. Ege Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve aklıma gelmeyen daha bir çok üniversite... Hepsi birbirinden güzel oyunlar çıkarmışlar(giden arkadaşlardan duyduğum kadarıyla) ama Boğaziçi gerçekten MUHTEŞEM’di. Oyunlarının ismi Pera’da Bir Akşam Vakti.

Oyun, 1915 yıllarında ermenistandan istanbula gelen bir tüccarın başından geçenleri anlatıyor. O zamanlarda meyhaneler çok meşhur olduğu için oyunda bir istanbul meyhanesinde geçiyor. Adamın ne gibi zorluklar yaşadığını, başından geçen olayların nasıl geliştiği anlatılıyor. Aralarda güzel göndermelerde yapılmış ve herşey yerindeydi bence. Güldürü öğesi bol oyundu ve yeterince güldüm. Oyunu gerçekten harika bir şekilde seyirciye aktardılarını düşünüyorum, çünkü oyunun sonunda salondaki bütün izleyiciler hem oyunu hem de oyunculukları ayakta alkışladılar. Çok fazla teknik bilgiye sahip değilim hatta hiç değilimdir ama oyunda normal bir seyircinin görebileceği en ufak bir kusur bile yoktu. Hem sahne geçişleri hem diksiyonları hem mimikleri hem olay örgüsü ve bağlantılar felan muhteşemdi. Kesinlikle imkanı olan mutlaka gitmeli bu grubun oyunlarına. Bir sonraki senelerde de geliceklerdir mutlaka ve yine kaçırmayacağım :)

Oyun Hakkında:

”Yazar Hagop Baronyan yine vurur kendini yollara. İstanbul’un yedi tepesini arşınlar, inip çıktığı merdivenlerin haddi hesabı yok… Burnundan soluyor ama bunca yol teptiği için değil, keskin kalemine mukayyet olamadığı için! Yine kapatmışlar dergisini… Her zamanki gibi Ortaköy’de sigarasını tüttürür, susuzluğunu gidermek ve biraz olsun soluklanmak için atar kendini Pera’ya. Kendi deyimi ile “İstanbul’un Paris”indeki bir meyhanede kafa dağıtmaya! Zaman ilerler, meyhanedeki boş masalar yavaş yavaş dolmaya başlar: İstanbul’a yabancı bir toprak ağası, Pera’da nam salmış bir dişçi ve aşkından ayakları yerden kesilmiş bir delikanlı… Pera’da bir akşam vakti muhabbet koyulaşmaya, bardaklar boşalmaya, eteklerdeki taşlar birer birer dökülmeye başlar…

Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) olarak 2014 – 2015 eğitim prodüksiyonu için Ermeni edebiyatının iki büyük hiciv ustasını, Hagop Baronyan ve Yervant Odyan’ın tiyatro metinlerini sahneliyoruz. Bu prodüksiyona Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tiyatromuzun dönüşümünü araştırma ve oyunları kültürel çoğulcu bir yaklaşımla sahneleme niyeti ile başladık. Dönemin tiyatro alanındaki gelişmelerini sosyo-politik bağlamı içinde değerlendirdik. 19. yüzyılda Osmanlı devletinin ve halklarının büyük bir dönüşüm geçirdiği bir dönemde yaşayan ve edebiyat, yayıncılık ve tiyatro alanlarında faaliyet gösteren Hagop Baronyan ve Yervant Odyan’ın kendi dönemlerinin önemli tanıkları olmalarını sağlayacak eserlere imza attıklarını gördük. Pera’da Bir Akşam Vakti adını verdiğimiz bu oyunun kurgusundaki iç öyküler Hagop Baronyan’ın Haşmetlü Dilenciler (Medzabadiv Muratsganner) ve Şark Dişçisi (Adamnapuyjn Arevelyan) oyunlarından, dış öykü ise Yervant Odyan’ın Zavallı (Zavallın) oyununun geçtiği meyhaneden yola çıkılarak oluşturuldu.

Bu da biletim tabi dışarıda oyunun başlamasını beklerken istemsiz bir şekilde bileti biraz yırtmışım :)

Pera’da bir akşam vakti