INSTAGRAM

Adam gibi adamlar 😎 #kardesler #australian #brothersHer daim beraber olmayi kafaya koyduk bi kere 😎😎 #myangel #istanbul #galatakulesi #bucketlist #conquerConquer #istanbul - #kizkulesi with #myangel #bucketlistTakim gibi takim be #muhendislik #next#eskisehir #tbtYildonumunu de kutladik.. ☺ #365gun #mutluyuz (Bucket listden bir madde de gitti kaldi #99 )Emegin karsiligini aldik 😎 #onurbelgesi #muhendislik 👨🏼‍💻Two gorgeous bro 👊🏼 That day was incredible day for me @leejunhui20 @asezginba ✌🏼️ilk'lerimiz arasina bir yenisi daha eklendi 🤗 #fatmaerdidügün #myangel

Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra,
kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

-Mustafa Kemal Atatürk

SPOTİFY LİSTE '16

YOUTUBE

Bumerang - Yazarkafe

Slumdog Millionaire’in çekildiği mekân: Dharavi

Slumdog Millionaire’in çekildiği mekân: Dharavi
Film ülkemizde yayınlandığı zaman izlemiştim ve çok etkilenmiştim. Her sahnesi için büyük uğraşlar verildiğini belli ediyordu. Oyuncu kadrosuna baktığımız zaman da aman aman bir ünlü oyuncu yok aslında hani en azından çok ünlü bir veya iki başrol oyuncusu koyulur ve gişe hasılatına etki etmeleri istenilir ama bu filmde öyle bir şey yok her oyuncuyu uzun uğraşlar sonunda belirlendiği belli ediliyor.



Filmin konusuna gelecek olursak 18 yaşındaki bir çocuk olan Jamal Malik bizim ülkemizde yayınlanan kim milyoner olmak ister yarışmasının Hindistan versiyonu olan yarışmaya katılıyor ve en büyük ödül olan 20 milyon rube (Hindistan para birimi) kazanmasına sadece bir soru kalmışken yetkililer yetim ve hiç eğitim dahi almamış bir çocuk bu soruya kadar nasıl gelebilir diye araştırma yapılıp çocuk tutuklanıyor. Kendisine sorulan her sorunun cevabı aslında hayatında yaşamış olduğu olaylardır. Bu olayları çok iyi hatırlayarak soruları doğru cevapladı. Filmin kısa özeti bu şekilde fakat önemli olan film değil filmin çekildiği yerdeki gerçek hayattaki yaşam mücadelesi.

Filmin çekildiği yer Dharavi, Hindistan ülkesinde yer alan bir gecekondu mahallesi.  Bu mahalle Hindistanın finans merkezi olan Mumbai’nin gece kondu mahallelerinden sadece biri. Bir uçtan diğerine uzanan dar, kirli sokaklar, açık kanalizasyon kanalları ve sıkışık kulübeler göze çarpıyor. Pakistan'ın Karachi kentindeki Orangi Town'dan sonra Asya'nın en büyük ikinci gecekondu mahallesi olarak tanımlanan Dharavi, kentin ana iki metro hattının arasında konumlanıyor.


Fotoğraf: Jonas Bendiksen, National Geographic

Bu mahallede yer alan mangrov bataklığı sayesinde balıkçılık yapan insanlar, Hindistan cevizi yaprakları, çürümüş balık ve atıklarla dolduğundan dolayı balık tuttukları alandan yoksun kalmaya başladılar. Durum böyle olunca yasadışı içki ticaretine yöneldiler. Gujarat'tan Kumbharlar gelip bir çömlekçi kolonisi oluşturdu. Güneyden gelen Tamiller tabakhaneler kurdu. Giderek büyüyen tekstil sektöründe çalışmak için Uttar Pradesh'ten binlerce insan geldi. Sonuç olarak gecekondu mahallelerinin en çok çeşitlilik barındıranı, Hindistan'ın en farklı kenti Mumbai'nin tartışmalı da olsa en sıradışı mahallesi ortaya çıktı.


Fotoğraf: Jonas Bendiksen, National Geographic

Hindistanın en yüksek ev kiralarının bulunduğu Mumbaide eski dönem yaşam sürülüyor. İlk çıkan renkli televizyonlar, video oynatıcılar onlarda sadece elektrik gelen evlere. Bazı evlerde elektrik ve ısıtıcı dahi yok. Gece kondu mahallesi oldukları yüzünden hiçbir kamu hizmetinden faydalanmamaktadırlar. Dharavi’de hiçbir çöp atık malzemesi olarak algılanmıyor, bir ailenin çöp olarak attıkları diğer bir aileye çeşitli yerlerde kullanacağı üretim malzemesi olabiliyor.


Fotoğraf: Jonas Bendiksen, National Geographic


Fotoğraf: Jonas Bendiksen, National Geographic



Kaynaklar:
http://v3.arkitera.com/h39052-yoksullugun-pornografisinin-mekani-dharavi.html

National Geographic Türkiye
Wikipedia

Leyla İle Mecnun Hikayesi

Leyla İle Mecnun Hikayesi

Birkaç hafta önce severek ve beğenerek izlediğim Leyla İle Mecnun dizisinin yayından kaldırıldığını öğrendim. Önce bi şaşırdım açıkçası beğenerek izlenilen bir diziyi neden kaldırılsın dedim. Daha sonra internete düşen haberleri ve twitterda ki yazılanları okuyunca öğrendim ki dizi oyuncuların “GEZİ PARKI” olaylarına destek verdiğini görünce TRT yayından kaldırmış. Bilindiği üzere TRT daha özelleşmedi ve devletin kolları altında yaşamaya devam ediyor. Büyük olasılıkla büyük bir yerden emir alındı ve böyle bir uygulama yapıldı. Hatta dizinin son bölümlerine doğru yaşanan EMEK SİNEMASI yıkımı sebebiyle dizinin bir bölümünde bu yıkımı protesto amaçlı bir sahneleri olmuştu.

TRT kanalının genel müdürünün açıklamasına göre leyla ile mecnun dizisinin reyting oranları çok düşükmüş ve çok masraflı bir yapımı varmış. Bahaneye bakın, oyuncuların gezi parkı eylemlerine destek verdiği için yayından kaldırıldı söylenmiyor da reyting ve gelirlere dikkat çekiliyor.

Önce Behzat Ç. sonra işler güçler şimdi de leyla ile mecnun. Gerçek bir yapım yapmak bu devlette zor. Ne oldu bu dizileri kaldırdılar yerine senelerdir bıkmadan usanmadan yayınladıkları Doktorlar, saçma sapan bir hikâye peşinde koşturan Pis Yedili ve twitter da ve facebook gibi sosyal medyada çokça eleştirilen Türk Malı dizileri yer alıyor.

Neyse iki tane program tavsiye vereyim bari de olayı tatlıya bağlayalım. Birincisi Vatan TV’de ki Ramazan Çelik’in sunmuş olduğu ”Çiftetelli Programı” ile Flash TV’de yayınlanan “Ne Çıkarsa Bahtına” programlarını şiddetle tavsiye ederim. :D

Kaybedenler Kulübü (Radyo ve Film)

Kaybedenler Kulübü (Radyo ve Film)
Kaybedenler kulübü filmini hepimiz biliyoruzdur. 2010 yılı yapımı ve başrollerinde ahu türkpençe, nejat işler ve yiğit özşener olan film. bu filmin hakkında söylenecek çok fazla söz yok bence doğru bir kadro ile doğru bir yapım yapıldı ve güzel izlenim oranları ile birlikte güzel hasılat elde edildi diye düşünüyorum. Oyuncuların performaslarını burada profesyonel bir eleştirmen gibi değerlendirmiyeceğim ama bir izleyici gözünden hepsinin performansı gerçekten harikadır ama belki ahu türkpençe yerine başka bir bayan oyuncu seçilebilirmiydi diye de aklımın ucunda kalıyor. Film hakkında biraz daha detay verecek olursak ;

Kaybedenler Kulübü, 2010 yapımı komedi-dram türündeki Türk sinema filmidir. Tolga Örnek tarafından çekildi ve senaryosu Mehmet Ada Öztekin ile Tolga Örnek tarafından yazıldı. Türkiye'de 25 Mart 2011 tarihinde 137 kopya ile gösterime giren filmin protagonistleri Kaan rolündeki Nejat İşler, Mete rolündeki Yiğit Özşener ve Zeynep rolündeki Ahu Türkpençe'dir. Film, 1996-2001 yılları arasında Kent FM'de yayınlanan Kaybedenler Kulübü adlı radyo programına dayanmaktadır.

Filmde, Kaybedenler Kulübü adındaki radyo programı ve o radyo programını sunan DJ'ler Kaan ile Mete'nin hayatları anlatılmaktadır. Gösterime girdiği ilk üç gün içinde 65.780 kişi tarafından seyredilerek 666.091 TL hasılat elde etti. Ayrıca film gösterime girmeden önce, yapımın öncesinden sonrasına kadar film hakkında her şeyi anlatan Kaybedenler Kulübü - Filmin Öyküsü adlı bir kitap yayımlandı. Eleştirmenlerden olumlu yorumların yanı sıra; açtığı hikâyeleri sonlandırmamak, dönemin politik atmosferini göz ardı etmek, zaman algısına sahip olmamak gibi yönlerden olumsuz eleştiriler aldı. Ayrıca sinemada erkek egemen bakışı eleştirmek ve cinsiyetçiliğe dikkat çekmek için dağıtılan Altın Bamya Ödülleri'nde Altın Bamya ile İzleyici Bamyası ödüllerini kazandı.

Kaan (Nejat İşler), William Blake'in eserleri ve Roland Barthes'ın Camera Lucida'sı gibi "kimsenin okumadığı" kitaplar basan Altıkırkbeş Yayınları'nın sahibidir. Mete (Yiğit Özşener) ise Kadıköy'de bir bar sahibi ve plak ile efemera koleksiyoneridir. 1990'lı yılların ortalarında Kent FM adlı bir radyo istasyonunda Kaybedenler Kulübü adlı bir programa başlar ve bu programı sanki bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış ve kimsenin bundan haberi yokmuş gibi sunarlar. Kadınlar, edebiyat ve Kadıköy sokaklarının da dahil olduğu pek çok konudan bahsedilen Kaybedenler Kulübü, başta kimsenin dikkatini çekmez. Öte yandan, Mete ile Kaan, kendilerinin deyimiyle "yalnızlıklarını gidermek" için her gün başka kadınlarla birlikte olur.

Program, gittikçe daha çok kişi tarafından dinlenir hale gelmektedir. Kaan, bir barda Zeynep (Ahu Türkpençe) ile tanışır. Yakınlaşmaya başlar ve birlikte olurlar. Zeynep, İstanbul'da ablasıyla yaşayan bir mimardır. Kaan'ın radyo programındaki üslubundan iş hayatına kadar onu eleştirmeye başlar ve Kaan ile ayrılır. Radyo programı ise içeriğinden dolayı RTÜK'ten sürekli uyarı alır ve Kent FM'in sahibi Aslı (İdil Fırat), ikiliye programlarının iyi gittiğini fakat bu gidişle radyonun kapanmasına sebep olacaklarını, kendilerine telif ödeyerek içeriği uygun hale getirmelerini ister. İkili, radyodan ücret almayarak sadece bira, yol parası gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını ister. Program, zamanla dinlenme oranlarında en çok dinlenen radyo programı listesinde bir numaraya yükselir. Zeynep'ten ayrılan Kaan ile Mete, artık kendi işlerine ağırlık vermek ister ve radyo programını sonlandırırlar.


Şuan ki yazdığım yazımın amacı burada filmi anlatmak değil. Asıl deyinmek istediğim konu bu "Kaybedenler Kulübü" programının şuan da hala bir web sitesi üzerinden yayın yapıyor olduğudur. Saygıdeğer RTÜK normal bir radyo üzerinden yayın yapmayı engellediği (programı uygun bulmadığı) için bir web sitesi üzerinden yayın sağlıyorlar. Programın baş karakterleri Mete Avunduk ile Kaan Çaydamlı , istanbul kadıköy merkez stüdyolarından yayın hayatına halen devam etmekedir. Bir dinleyicisi olarak sohbetleri olsun, işlediği konular olsun, yayına katılan dinleciler ile konuşmaları olsun herşey dört dörtlük. Bir radyo programı nasıl yapılır sorusunu çok doğru bir şekilde gerçekleştiriyorlar. gayretleri ve çabalarından dolayı onları burada kutluyorum.

Bu arada yayınları hakkında kısa bilgilendirme yapmak istiyorum.
Kaybedenler kulübü
Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri akşam 23'de başlayıp gece 1'e kadar sürmektedir. programa bağlanıp sohbet edebilirsiniz.