INSTAGRAM

Her daim beraber olmayi kafaya koyduk bi kere 😎😎 #myangel #istanbul #galatakulesi #bucketlist #conquer Conquer #istanbul - #kizkulesi with #myangel #bucketlist Takim gibi takim be #muhendislik #next #eskisehir #tbt Yildonumunu de kutladik.. ☺ #365gun #mutluyuz (Bucket listden bir madde de gitti kaldi #99 ) Emegin karsiligini aldik 😎 #onurbelgesi #muhendislik 👨🏼‍💻 Two gorgeous bro 👊🏼 That day was incredible day for me @leejunhui20 @asezginba ✌🏼️ ilk'lerimiz arasina bir yenisi daha eklendi 🤗 #fatmaerdidügün #myangel Ufak bir gülümseme yetiyor, mutlu olmaya... #mutluluk

Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra,
kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

-Mustafa Kemal Atatürk

SPOTİFY LİSTE '16

YOUTUBE

Bumerang - Yazarkafe

0 mı 1 mi?

0 mı 1 mi?

Uzun bir aradan sonra tekrar sizlerleyim. Aklıma zaman zaman yazılacak güzel konular geliyor gelmiyor değil yani. Geldiği zaman ise ya telefonumun not defteri kısmına not ediyorum ya da bilgisayarımda ki not defterime. Eğer vakit bulursam da hemen açıp konulara bakıyorum ve başlıyorum bir şeyler karalamaya. Benim buradaki tek sıkıntım işte yazacak zaman bulamamak. Biraz affınıza sığınıyorum tabi bu konuda.


Şimdi gelelim konumuzun başlığının neden 0’mı 1’mi olduğuna? Ehem ehem bir bilgisayarcı olarak böyle bir başlık seçmem normal sanırım :) neyse bilgisayar biliminde her şey ikilik sistemine göre yapıldığını genel kültür anlamında kulaktan dolma ile de olsa biliriz. Bütün veriler, işlenen girdiler ve çıktılar tamamen 0 ve 1’lerden meydana gelmektedir yani bilinmezlik veya belirsizlik diye bir olay yoktur diyebiliriz. Yani olay ya vardır ya da yoktur. Ya evetdir ya da hayırdır. Özünde sonuç her zaman bellidir aslında. Tamda burada gerçek yaşamımız devreye giriyor.

Yaşadığımız hayatta o kadar çok belirsizlikler, o kadar çok bilinmezlikler var ki bazen neyin ne olduğu konusunda bir fikrimiz olmuyor. Kafa karışıklığına, bunalıma veya ne bileyim psikolojik bozukluklara yol açabiliyor bu durum. Benim tezime/teorime göre net bir şekilde yaşayan bir insanın yaşamı daha uzun sürebilir. Bu uygulanması çok zor bir davranış biçimidir. Uygulandıktan sonra bana göre daha rahat ve daha sakin bir yaşarız. Kendi hayatım içinde böyle olmaya çalışıyorum. Bazı olaylarda karar aşamasını hiç uzatmadan ve hiç düşünmeden ilk aklıma geleni söylüyorum. Seviyorum aslında bu huyumu.


Yukarıda bahsettiğim konuyu Mustafa Sönmez ile Mustafa Alnıak’ın “Blog Yazarlığı Üzerine İki Mustafa'nın Sivas'ta Sohbeti” videosundan esinlenerek yazdım. Küçük bir not da ekliyim: Bu güzel sohbeti, muhabbeti mutlaka izlemelisiniz.


iPhone'nun Soğukta Kapanma Sorunu

iPhone'nun Soğukta Kapanma Sorunu

Merhaba arkadaşlar, iphone kullanıcılarının birkaç senedir başlarına bela olmuş bir sorun herhalde, soğuk bir ortamda sarj varken kendini kapatması. Bu konuya bir açıklık getirmek için böyle bir yazı yazma gereği duydum.

Çoğu kullanıcı bundan çok fazla şikayetçi. Pil değişimi  kadar gidenler bile varmış. Benimde başıma geldi bu kapanma olayı. Yakın bi zamanda Uludağa çıkmıştım. Havanın sıcaklığı -10 ile -15 derece gibi bir şeydi ve sarjım 0'e  yakındı. Böyle olmasına rağmen bi ara telefona bakayım diye çıkarttığımda telefonumun kapandığını gördüm. Açmaya çalışırken de hiç ışık bile gelmiyordu. Açmak için biraz zaman geçmesi gerekti. İnternette ufak bir araştırma ile İPHONE'ların bazı modellerinde böyle bir sorun varmış.


Bu sorun hem IPHONE 6,6S serisinde hem de IPHONE 5,5S serisinde var diyorlar. İnternetten araştırdığım kadarıyla da pek çözümü yokmuş. Hatta APPLE resmi web sitesinde bu konu ile alakalı bir açıklaması mevcut:


iOS aygıtlarını 0º ile 35ºC arası (32º ila 95ºF) ortam sıcaklıklarında kullanın. Düşük veya yüksek sıcaklık koşulları aygıtın sıcaklığı ayarlamak için davranışını değiştirmesine neden olabilir. iOS aygıtını çalışma aralığının dışındaki çok soğuk ortamlarda kullanmak pil ömrünü geçici olarak kısaltabilir ve aygıtın kapanmasına neden olabilir. Aygıtı yeniden daha yüksek ortam sıcaklıklarında kullandığınızda pil ömrü de normale döner.


Aygıtı, sıcaklığın -20º ile 45º C (-4º ila 113º F) arasında olduğu ortamlarda saklayın. Park edilmiş araçlardaki sıcaklıklar bu aralığı aşabileceğinden aygıtı aracınızda bırakmayın.


Çevresel Gereksinimler Şunlar:


Çalışma ortam sıcaklığı:

0° ila 35° C (32° ila 95° F)


Saklama sıcaklığı:

-20° ila 45° C (-4° ila 113° F)


Bağıl nem:

%5 ila %95 yoğuşmasız


Yukarıda şunu söylüyor: Benim cihazlarımı uygun çevresel ortamlarda şekilde kullanın, eğer tarif edilenin dışında kullanırsanız sıkıntı yaşayabilirsiniz. Sonuç olarak, eğer cihazınız soğuksa ısıtın diyor :D


Programsal veya donanımsal olarak bu sorunun bir çözümü yokmuş maalesef.

İlk Kayak Deneyimim ve Uludağ Tatili

İlk Kayak Deneyimim ve Uludağ Tatili

Kış mevsimi geldi diye her gün elimizde çay, kahve dışarıdan kar yağmasını izlemektense yenilik arayanlar için yeni yazımız geldi :) Konumuz, kış mevsiminde yapılabilecek aktiviteler yani 'ULUDAĞ - KAR VE KAYAK ' üçlüsü.


1- ULUDAĞ

Marmara bölgesindeyseniz özellikle mutlaka en azından bir kez gitmeniz gereken bir turizm bölgesi. Kışın bir çok festivalin, sanatçıların, gezi gruplarının bulunduğu efsane bir kopkop mekanına dönüşüyor ve soğuk nedir anlamıyorsunuz :) Hem fiyatlar açısından da uygun bence tabi diğer yerleri de görmedim. He bu arada Uludağ da iki tane gelişim bölgesi var. Etkinlikler genelde 1.Oteller bölgesinde oluyor. Hatta şu ara tam kışın göbeğinde WHITEFEST vardı ve müthiş geçtiğini gördüm instagramdan felan. Festivali incelemenizi öneririm.


Sizlere verebileceğim bir tavsiye: gittiğinizde dışarıdan bakmak yerine ve ya üşüyorum abi şurada bir kafede oturayım manzaranın tadını çıkarayım demek yerine, 'KAYAK' veya 'TELEFERİK GEZİSİ' yapın. Bunları yapmadan dönmemenizi şiddetle öneririm.


2-KAYAK

İlk Kayak heyecanımı anlatmak istiyorum. Hep Uludağa çıkıp kayak yapmak istemişimdir. Kısmet bugüneymiş. Ben ve kız arkadaşım yıl dönümümüzü kutlamak için böyle bir eğlenceye katılalım dedik. Zaten haberlerde, internette görüp epey imreniyordum derken hemen ilk fırsatta çıktık.


Kaymadan önce heyecanım vardı tatbikîde. Kolunu bacağını kıran var ya nasıl heyecanlanmıyım. Fakat korkum yoktu nedense. Sizde korkmayın abicim yürümeyi düşmeden mi öğrendiniz düşe kalka ve yardım ala ala öğreneceksiniz ve inanın düşmek hiç bu kadar zevkli gelmeyecek :D Hatta çıkıp tekrar tekrar kayıp düşmek isteyeceksiniz. Şahsen benim de öyle oldu. Her kaymaya başladıktan 100mt sonra kendimi yerde buluyordum, tepe taklak gidiyordum yani. Dedim bu böyle olmayacak, bi etrafa bakayım proflar nasıl kayıyorlar ve bu insanlar ne yapıyor diye bir bakış atmak lazım dedim. Hafiften hafiften kaymaya başladım. Önemli olan bacaklarınızı sert tutup iyice açıp, A şeklini yaparak yavaş yavaş inebiliyorsunuz H harfini yaparsanız çok hızlı gidiyor durmakta zorlaşıyormuş. Tamamen durmak için ise yamaca paralel dönmek. Gerisi size kalmış. He bi de sakın geriye doğru eğilmeyin hemen düşersiniz.


Biraz fiyatlardan bahsetmek istiyorum. Birincisi, malzemeler açısından öncelikle pantolon almanızı şiddetle tavsiye ederim. Üstüne gerek olmayabilir. İkincisi kayak malzemelerini kiralamak oluyor. Bunları aramanıza gerek yok zaten orada pek çok alternatifiniz oluyor. Fiyatları tüm günlük kiralama şeklinde. Yani saatlik değil. Tüm gün için biz Kayak malzemeleri + pantolona kişi başı 50 TL verdik. Sanırım montu falan her şey dahil 80-90 TL gibi bir fiyattı. Hepsini tam takır(Pantolon, mont, gözlük, kayak takımları) giyip çıkıyorsunuz ve biz şimdi ne yapacağız bakışı atıyorsunuz :D


Şimdi önünüzde 2 seçenek var: ya 4 saatliği 60 TL den başlayan kayak yapanlara özel teleferikler ile yukarıya çıkıp kayacaksınız, ya da yok ben çok durmayacağım zaten diyenler için manuel olarak kayak takımlarını elde taşıyarak istediğiniz yere kadar çıkıp kayacaksınız. Biz ikincisini seçtik ama kayak takımlarının o kadar ağır olacağını açıkçası göz ardı etmeseydik daha güzel olabilirmiş :) Kayak böyle bir şey işte. Denemenizde fayda var gitmişken en çok zevk alacağınız şey bu olsa gerek :) Kayak yapmak istemeyenler için en sağda kapalı ve en solda açık olmak üzere iki tane teleferik var zirveye böyle çıkıp da inebilirsiniz.


3-KAR

Uludağ da geri kalan her yer tamamen kar oluyor doğal olarak. İnanın kar kalınlığı 1.50-2 metre civarında  ve çardaklar görünmüyor o derece. 


Kardan üşür ve bıkarsanız bir cafeye oturmanız gerekecek. Fakat bu durum hiç de öğrenciye hitap etmiyor onu da söyleyeyim. Çay 6 TL den başlıyor, yemekler deseniz hiç normal değil ama böyle olacağı tahmin edilebilir sonuçta turistik mekan. Biz turla gittiğimiz için yemek içindeydi o yüzden bu konuda çok bilgi veremeyeceğim ama yanınızda kesinlikle abur cubur çikolata su gibi gerekli şeyler bulunsun içinizi ısıtır :)


Uludağ ile ilgili anılarım ve söyleyeceklerim bunlar umarım gideceklere yardımcı olur :)

Ne ! Final Haftası mı ?

Ne ! Final Haftası mı ?

Hazır final haftasını da bitirmişken nasıl bir şeyin içinden çıktığımı anlatmak için ufak bir yazı yazayım dedim. Valla hangi öğrenciye sorarsanız sorun final haftası başlı başına bir bela olduğunu söyler. Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, "Öğrenciyi stres muskası haline sokan, finallerinin iyi geçtiğini düşünen bir öğrencinin bile, “acaba hoca bi puştluk yapar mi?” sorularının, finalde sorulacak olan sorulardan daha bir ön plana çıkmasını sağlayan, öğrenciyi bunalımlardan, buhranlara, şizofreniye sevk eden, ülser başlangıcının ana sebeplerinden biri olduğunu düşündüğüm(alkol kullanmayan ve mülayim bi hayatı olan üniversite gençliği için), lanet olası 2 haftalık boyutlar arası kopukluk dönemidir." (Ekşisözlükte ki şu entry)  Tam olarakta hissettiğim duygular bunlar işte.


Evdeyken bildiğiniz survivor hayatı yaşıyorum. Ödül oyunu oynayıp sonucunda da A101 sponsorluğunda ya tost(kaşarlı) ya da makarna yiyorum. Makarna dediysemde normal makarna değil, 1 TL’lik adını bilmediğim noodle’lardan gömüyordum. Efsane güzeller ya. Favori yemeğim oldular. Özellikle Köri soslu noodle. Efsane ötesi. Mutlaka deneyin. 


Neyse yemek konusunu bir kenara bırakırsak, hayattan kopuyorum resmen. Kimseyle konuşmuyorum, ne ailemle ne de kız arkadaşımla. Bir nevi standby modunda oluyorum. Aradıkları zaman “Aradığınız kişiye şuanda ulaşamıyorsunuz çünkü o final haftasında olan bir öğrenci, elleşmeyin. Lütfen 1 hafta sonra tekrar deneyiniz.. The person you have called can not be reached at the moment because the person is in the final week, -don’t touch- , please try again one week later” diye mesaj dinlettirdim ya.  Gerisini siz düşünün artık nasıl bir kafada olduğumu. Böyle bir zaman içindeyseniz zaten en tükettiğiniz içecek kahve oluyor. Neden diye soracak olursanız, burada önemli olan daha fazla ayakta kalıp, daha az uyumak ve dinç kalmak. Ana felsefemiz bu. Olabildiğince fazla zaman yaratıp ders çalışmak, ders çalışmak, ders çalışmak oluyor.



Çok büyütüyorsun alt tarafı bi final sınav haftası 3-5 tane sınava giriyorsunuz çıkıyorsunuz diyenleriniz olacak ama demeyin benim gibi olanların ekşisözlük yazılarını paylaşayım da ne demek istediğimi anlarsınız:


muhtemelen amacı öğrenciyi psikopat etmek isteyen kimi üniversitelerde*, proje teslim tarihlerini de içine alan, projelerle beraber kafayı da çizdiren, sınavların girdiği rezil hafta(lar)..
son ana atılan ödevlerle birleşince iyiden iyiye event horizona dönüşen, bir sene boyunca öğrenmemekte ısrar edilen herşeyi sike sike öğrenmek zorunda kalınan dönem.
darbe üstüne darbe yenilen haftadır. çekilmez bir insan olursun bu hafta. uykusuz, aksi, nalet ki ne nalet. nalet olsun.
beni zombiye ceviren, her derse ayri ayri calisip bikmaktan vucudumda sivilce cikartan, bi yariyil tatili gelsin ben size gostercem dedigim; igrenc, hayattan sogutan zaman dilimi
bir dönem boyunca öğrenci olduğunu unutan kişiler için şeker bayramı gibidir, düzenli arkadaş ziyaretlerine gidilir, nadir de olsa ziyarete gelen arkadaşlara baklava ve şeker sunulur.
benim için büyük, insanlık için sıradan bir haftanın habercisi..

Entry'lerin devamını okumak isteyenler için link:

https://eksisozluk.com/final-haftasi--76286


Unutmadan da, Leyla ile Mecnun’daki mecnunun duasını da eklemeden olmaz tabi, günün anlam ve önemini çok iyi açıklıyor.